Aromatik Bitki Uçucu Yağlarında Nörotoksisiteye Yol Açan Bileşenlerin Literatür Tabanlı İncelenmesi
Özet
Uçucu yağlar; monoterpenler, seskiterpenler ve çeşitli aromatik bileşikler bakımından zengin, bitkilerden elde edilen doğal sekonder metabolitlerdir ve tarih boyunca tıbbi, kozmetik ve aromaterapötik amaçlarla kullanılmıştır (Ceylan, 1987; Chávez-González ve ark., 2016). Günümüzde doğal ürünlere olan ilginin artmasıyla birlikte uçucu yağların kullanım alanı genişlemiş, ancak bilinçsiz kullanımına bağlı toksik etkiler de önemli bir sağlık sorunu hâline gelmiştir (Posadzki ve ark., 2012). Özellikle lipofilik özellik gösteren bazı monoterpenlerin kan-beyin bariyerini aşabilmesi, merkezi sinir sistemi üzerinde nörotoksik etkilerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir (Güneş, 2022).
Bu çalışmada; uçucu yağlarda bulunan nörotoksik bileşenlerin kimyasal yapıları, etki mekanizmaları, toksikolojik profilleri ve klinik riskleri literatür verileri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Çalışmada özellikle tüyon, kafur, α-terpinen ve 1,8-sineol gibi nörotoksik potansiyel taşıyan monoterpen bileşikler üzerinde durulmuştur (Pelkonen ve ark., 2013; Santos ve ark., 2015). Salvia officinalis, Artemisia absinthium, Tanacetum vulgare ve Thuja occidentalis gibi bitkilerden elde edilen uçucu yağların yüksek tüyon içeriği nedeniyle konvülsiyon, epileptiform nöbet ve hepatotoksisite gibi ciddi toksik etkilere yol açabileceği bildirilmiştir (Lachenmeier ve ark., 2006; Abass ve ark., 2011). Benzer şekilde kafur ve α-terpinen içeren uçucu yağların yüksek dozlarda nörolojik bozukluklar, bellek kaybı ve nöromüsküler aşırı aktivite oluşturabildiği gösterilmiştir (Baldissera ve ark., 2016; Liebelt ve ark., 1993).
Sonuç olarak uçucu yağların terapötik etkilerinin yanında ciddi nörotoksik riskler de taşıdığı; bu nedenle standardizasyon, doğru dozlama, uygun kullanım süresi ve eczacı danışmanlığının güvenli kullanım açısından kritik öneme sahip olduğu değerlendirilmiştir.
